Tarım, insanlık tarihinin en temel faaliyetlerinden biri olmasının yanı sıra günümüzde de yaşamın sürdürülebilmesi için stratejik bir öneme sahiptir. Günlük tükettiğimiz ekmek, sebze, meyve, süt ve diğer birçok gıda ürününün temelinde tarımsal üretim bulunmaktadır. Bu nedenle tarım, yalnızca ekonomik bir sektör değil, aynı zamanda gıda güvencesinin ve toplumların refahının temel unsurlarından biridir.
Tarımın en önemli işlevlerinden biri, insanların yeterli ve güvenli gıdaya ulaşmasını sağlamaktır. Gıda güvenliği konusunda yapılan akademik çalışmalar, yeterli miktarda gıda üretiminin yanı sıra üretilen gıdanın güvenli ve erişilebilir olmasının da insan yaşamı açısından büyük önem taşıdığını göstermektedir.
Bunun yanında tarım, özellikle kırsal bölgelerde milyonlarca insan için geçim kaynağıdır. Dünya Bankası, tarımsal verimliliğin artırılmasının kırsal kesimde gelirlerin yükseltilmesine, istihdamın gelişmesine ve yoksulluğun azaltılmasına katkı sağladığını belirtmektedir.
Tarımın önemi yalnızca bugünün ihtiyaçlarıyla sınırlı değildir. İklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, toprakların verimliliğini kaybetmesi ve biyolojik çeşitliliğin azalması gibi sorunlar, gelecekte gıda üretimini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle günümüzde sürdürülebilir tarım anlayışı giderek daha fazla önem kazanmaktadır. FAO'ya göre sürdürülebilir tarım; bugünün gıda ihtiyacını karşılarken gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da gözetmeli, doğal kaynakları korumalı ve ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülebilir olmalıdır.
Sonuç olarak tarım; beslenme, sağlık, istihdam, ekonomi, kırsal kalkınma ve doğal kaynakların korunması açısından insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Gelecekte artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılayabilmek için tarımsal üretimin yalnızca artırılması değil, aynı zamanda bilimsel bilgi ve teknolojiden yararlanılarak daha verimli, güvenli ve çevreye duyarlı hâle getirilmesi büyük önem taşımaktadır.